İçeriğe geç

Kategoriler

Akdeniz HaberleriAntalyaAdanaMersinHatayKahramanmaraşOsmaniyeIspartaBurdur
SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz Haberleri
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
Özel HaberAdanaMersinHatayAkdeniz Rehber
  • Dolar 49,3458 ▲ %0,18
  • Euro 55,4071 ▲ %0,01
  • Sterlin 65,3257 ▼ %0,08
  • Gram Altın 6.655,29 ▲ %1,67
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,78 ▲ %2,16
  • Bitcoin 4.063.876 ▼ %0,29
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75

Akdeniz Rehber

Akdeniz'in Can Damarları: Asi, Seyhan ve Ceyhan Nehirleri

Görsel: Bernard Gagnon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

Akdeniz'in bereketli ovalarını besleyen Asi, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin doğuşundan döküldüğü yere uzanan coğrafi yolculuğu ve bölgeye kattıkları.

Akdeniz Bölgesi denince akla yalnızca masmavi kıyılar ve turuncu bahçeleri gelmesin; bu toprakların asıl hayat damarları, dağlardan doğup ovayı sulayarak denize kavuşan nehirlerdir. Asi, Seyhan ve Ceyhan, hem coğrafyayı şekillendiren hem de binlerce yıldır insanlara yaşam alanı sunan üç büyük akarsu olarak bölgenin kimliğinde önemli bir yer tutar. Her birinin kendine özgü bir hikâyesi, farklı bir karakteri ve bölgeye kattığı benzersiz bir bereketi vardır.

Asi Nehri: Üç Ülkenin Buluştuğu Nokta

Asi Nehri, Lübnan'daki Bikâ Vadisi'nin doğu kısmından, Baalbek yakınlarında dağlardan inen sellerin birleşmesiyle doğar. Ölüdeniz Fayı'nın belirlediği havzasıyla Büyük Rift Vadisi'nin bir parçası olan nehir, Lübnan'dan Suriye'ye, oradan da Türkiye topraklarına akarak Hatay ilinden Akdeniz'e dökülür. Bu yolculuğu sırasında hem sınır aşan hem de Türkiye-Suriye sınırının bir bölümünü oluşturan bir akarsu kimliği kazanır. Nehrin toplam uzunluğu 556 km olup, bu uzunluğun 366 km'si Suriye, 98 km'si Türkiye, 40 km'si Lübnan topraklarındadır; ayrıca 52 km'lik bölümü Türkiye-Suriye sınırını çizer.

Havzası boyunca yer yer ova ve tekne şekilli geniş vadiler, zaman zaman da dar ve derin boğazlar oluşturan Asi, Amik Ovası'nın sularını boşaltan Afrin Çayı ve Karasu ile beslenir. Antakya'dan geçerken ünlü Harbiye Çağlayanları'nı meydana getiren Defne Suyu'nu da alır ve genişliği 30-40 metreyi bularak Samandağ'ın güneyinde denize kavuşur. Döküldüğü yerde oluşturduğu delta, kuzeyde Musa Dağı, güneyde Kuseyr Platosu ve Keldağ ile çevrilidir. Yüzölçümü 40 km² olan bu deltada nehir menderesler çizerek akar; akarsuyun getirdiği sediment ile dalga ve akıntıların taşıdığı malzeme eşit olduğundan delta denize doğru çıkıntı yapamaz ve küt bir şekil alır. Delta üzerinde Samandağ ilçesi, Çevlik mahallesi ve çok sayıda köy ile belde yer alır.

Ters Akan Nehir ve Değişen Sular

Asi Nehri'nin en ilginç özelliklerinden biri, halk arasında ters akan nehir olarak bilinmesidir. Bunun nedeni, nehrin geldiği Amik Ovası'nın alçak bir saha olmasına karşın akım yönündeki Samandağ tarafının yüksek olmasıdır. Nehir, bu yüksek arazi içinde açılmış bir boğazdan, yani aslında aşağıdan akarak yoluna devam eder. Havzada genel olarak Akdeniz iklimi görülür; yazlar kurak, kışlar yağışlı geçer ve nehir de bu düzene uyarak kışın kabarır, yazın çekilir. Yağış miktarı Lübnan'da 950-1270 mm, Suriye'de 760-1015 mm, Türkiye kısmında ise 505-1095 mm arasında değişir.

Nehir, kış ve ilkbahar aylarında taşkınlara yol açarak pek çok su baskınına neden olmuştur. Bu taşkınların çoğu, yağışlı dönemde Suriye'nin barajlardan habersiz ya da geç haber vererek su bırakmasından kaynaklanır. Asi'nin suları yıllar içinde önemli ölçüde azalmıştır: 1950'li yıllarda 3 milyar 399 milyon m³ olan akım, günümüzde %30 azalma ile 2 milyar 400 milyon m³'e gerilemiştir. 1939'da Türkiye'ye bırakılan 1 milyar 670 milyon m³ su ise %67 azalma ile 529 milyon m³'e düşmüştür. 1950'de yıllık ortalama akım 50,5 m³/sn iken, 2005'te 16,8 m³/sn'ye inmiştir. Ayrıca 1975'te tarımsal sulamaya uygun olan sular, günümüzde ağır metaller ve amonyak kirliliğiyle karşı karşıyadır.

Seyhan ve Ceyhan: Çukurova'nın İki Yakası

Seyhan Nehri, uzunluğu 560 km olan ve Akdeniz'e dökülen önemli ırmaklardan biridir. İki önemli kolu vardır: uzun olanı, Kayseri-Pınarbaşı ilçesinden 1500 metre yükseklikteki Uzun Yayla'dan doğan Zamantı suyudur. Bu kol, Kayseri'nin Pınarbaşı, Tomarza, Develi ve Yahyalı ilçelerinden geçerek Orta Toroslar'ın uzanış doğrultusunda akar ve Çukurova'ya inmeden önce Adana'nın 80 km kuzeyinde Aladağ ilçesinin Akinek Dağı yamaçlarında diğer önemli kol olan Göksu ile birleşir. Adana'nın metropoliten alanında Seyhan ve Yüreğir yerleşkelerinin sınırlarını çizen nehir, Çukurova'nın en batı kesiminde, Adana-Mersin sınırındaki Deli Burnu'nda Akdeniz'e dökülür. Üzerinde Yedigöze, Çatalan ve Seyhan hidroelektrik santralleri kurulmuştur.

Ceyhan Nehri ise eski adıyla Piramos, Türkiye'nin en önemli akarsularından biridir ve Çukurova'nın iki ana hayat kaynağından birisidir; diğeri Seyhan'dır. Uzunluğu 509 km olan nehir, Elbistan'ın 3 km güneydoğusunda, Pınarbaşı Mevkii'nden doğar ve Elbistan'ın ortasından geçerek şehrin can damarı olur. Başlıca kolları Söğütlü, Hurman, Göksun, Mağara Gözü, Fırnız, Tekir, Körsulu ve Aksu çaylarıdır. Kahramanmaraş il sınırları içinde genellikle derin vadilerden geçen nehrin birçok vadisi baraj suları altında kalmıştır; Menzelet Baraj gölünün bitiş noktasından başlayan Kısık Vadisi ise hâlâ doğal yapısını korumaktadır. Ceyhan vadisi barajlar için son derece elverişli olduğundan üzerinde Sarsap, Kandil, Sarıgüzel, Hacınınoğlu, Menzelet, Kılavuzlu, Sır, Berke, Aslantaş, Oşkan ve Berkman hidroelektrik santralleri sıralanır. Nehir, Çukurova'da geniş bir delta oluşturarak İskenderun Körfezi'ne dökülür.

Ortak Miras: Bereket ve Suyun Önemi

Seyhan ve Ceyhan nehirleri, Çukurova'da tarımsal sulama için çok büyük önem taşır; özellikle pamuk üretimi bu sulara bağımlıdır. Pamuk, en çok su talep eden tarımsal işlemlerden biri olduğu için bu nehirlerin varlığı bölge ekonomisi için hayati bir rol oynar. İlginç bir kültürel bağ da nehirlerin isimlerinde gizlidir: Orta Asya'daki Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin isimleri, Orta Asya'dan göçen Türkler tarafından Çukurova'ya geldiklerinde Seyhan ve Ceyhan olarak verilmiştir. Roma döneminde ise şimdiki Ceyhan ilçesinin bulunduğu yerdeki kentin ve nehrin ortak adı Pyramus'tur.

Seyhan ve Ceyhan suları, 1986'da doğan Barış Suyu Projesi ile uluslararası bir boyut da kazanmıştır. Bu proje, İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan'a Seyhan ve Ceyhan sularının boru hatlarıyla ya da dev su tankerleriyle taşınarak satılmasını öngörüyordu; Türkiye metreküp başına 0,8-1,00 dolar fiyat teklif etmişti. Görüşmeler, fiyat anlaşmazlığı ve siyasi nedenlerle her defasında geri çekilse de 2006 yılı başlarında başta İsrail olmak üzere görüşmelere tekrar başlanmıştır.

Akdeniz'in bu üç büyük nehri, yalnızca coğrafyanın değil, tarihin ve kültürün de şekillenmesinde rol oynamıştır. Asi'nin sınır aşan hikâyesi, Seyhan ve Ceyhan'ın Çukurova'yı yeşerten suları, bölgenin bereketli topraklarının ve zengin tarihinin en önemli tanıklarıdır. Bu nehirler, Akdeniz'in can damarları olmaya devam ediyor.

Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Bernard Gagnon, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…